Avrupa Topluluğu tarafından atanmış bir başbakan olarak halkın sesini ne kadar dinlemesi gerektiğini bilmiyoruz. Belki de sahiplerinin sesini dinlemesi çok doğal. Sadece dün mecliste yapılan tasarruf paketi oylaması öncesi yaptığı konuşmada “Yunanistan’ın bugünkü eylemleri karşılayacak parası yok” dediği için Günün Şeyi seçilmiştir.

O ve mecliste “herşeye evet” diyen 199 milletvekili. Yunan halkı sizi unutmayacak.

 

Biz bir yorum yapmayacağız. İki gündür söyledikleri ve yazdıklarıyla kendi kendisini şey etti…

11.Şubat.2012 Günün Şeyi Cüneyt Özdemir

Kutuplaşmış ve bölünmüş bir ülkede kahraman olmak zor değil. Asıl zor olan o kahramanların çıkabileceği anaakım bir tv bulmak.Anladınız mı!”

 

Bugün bana yönelik bu çarpıtmalarla dolu linç kampanyasında yapayalnızdım. Özellikle açıklama yapmadım. Herkes eteğindekini döksün istedim.”

 

Dava açıp kazandığım medyatava beni Annemin başörtüsü ile vurmaya çalışıyor. Ey Cengiz ve Ömer Annemin başörtüsü ile şeref duyuyorum ulan.. Bu adamlara yine dava açacağım.. Bu arada bir kaç medya sitesindeki sistemli itibarsızlaştırma çabalarına da hiç bıkmadan dava açıyorum.”

 

Ben anamın başörtüsünü de, objektif duruşumu da, gazetecilik ahlakımı da, 22 yıllık gazetecilik geçmişimi de kurban vermem… Hodri Meydan.”

 

Tinerci ya da Başbakan benim için ikisi de eşittir. İkisinin de sesinin duyulması için elimden geleni yaparım. Yapacağım da göreceksiniz… Muhalefete yaltaklanan, iktidara çakan ya da tam tersi pozisyonda olan herkese aynı yakınlıkta ve aynı uzaklıktayım.Biliyorum bu çok çok zor. Ortada durmak çok zor. Çok çok zor.. (Yine de ben burada direneceğim. Kıblem Kalbim ve inanın kalbim şu aralar çok kırık) İnancım ise tam.”

 

Bunca baskının ardından canlı yayında neyi nereye toparlayacağımı bilemediğim gereksiz sözlerden kalbimi kıranlar, sizi asla affetmeyeceğim. Biraz ağladım (günün birikimi diyelim) Ben dimdik ayaktayım. Tüm sözlerimin, geçmişimin, anamın başörtüsünün,yapacaklarımının arkasındayım…

Bkz: Twitter

Feb 012012
 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AKP İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, tüm Türkiye tarihini CHP uygulamalarına bağlayarak ana muhalefet partisini eleştiri yağmuruna tuttu.

“Bunların hepsi CHP’li. Düşünebiliyor musunuz Elifba kitapçığını yasaklamışlar. Bu zihniyete ne denirse CHP zihniyeti de odur. Hz. Ali’nin Cenkleri’ni yasaklamışlar. Senin cenklerle ilgilenmen lazım. … Rıfat Ilgaz’ın Yaşadıkça kitabını yasaklamışlar. Aziz Nesin’in Azizname adlı kitabının toplatılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı.”

Hapisteki gazetecilere “onlar gazeteci değil terörist” diyerek hem savcı, hem yargıç hem de kanun olduğunu bir kez daha sergiliyen Erdoğan, Paul Auster tartışmasına da girdi:

“Geçenlerde yazar Paul Auster bir Türk gazetesine röportaj verdi. Türkiye’yi antidemokratik bulduğu için gelmiyormuş.Hapiste yatan gazeteciler yüzünden Türkiye’ye gelmiyorum. Çin’e de gitmiyorum. Aman! Biz sana çok muhtacız. Gelsen ne olur gelmesen ne olur. Türkiye irtifa mı kaybeder? Kılıçdaroğlu da sahip çıkıyor. ‘Onun gördüğünü bazıları görmüyor’ diyor. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş. Bu yazar en son 2010′da İsrail’e gitmiş. Güya İsrail demokrat, laik, insan hak ve hürriyetlerinin sınırsız olduğu bir ülke. Sen ne cahil bir adamsın. İsrail tam bir din devleti. Gazze’de bombalar yağdıran bunlar değil mi? Bizdeki Kılıçdaroğlu görmezse onlar da görmez. Nasıl oluyorsa İsrail’deki hak ihlallerini görmüyor.
Bu yılki yazarlar konferansına da Auster ile Kılıçdaroğlu birlikte gider.”

Tüm uluslararası Sivil Toplum Örgütleri ve düşünürleri düşman ilan eden Erdoğan, kendine özgü herkes yanlış sadece benim söylediğim doğru yaklaşımıyla bu konuşması ile yarının “şey”i olma yolunda önemli mesafe kaydetti:

“İçeride olan gazeteciler gazetecilik mesleğinden dolayı içerde değil. Öyle zanlılar var ki bizzat terör eyleminin içinde bulunmuşlar, polis katletmişler. Bunların ceplerinden terör örgütünün basın kuruluşlarının kimlikleri çıkıyor. Terör örgütü de gazeteci tutuklandı diye propaganda yapıyor.
Türkiye’nin ana muhalefet partisinin genel başkanı da gittiği her ülkede, görüştüğü her yabancıya ülkesini kötülüyor. Ülkesinde gazetecilerin tutuklu olduğunu iddia ediyor. Orada da buna pek inanmıyorlar.”