Gezi’nin aydınlığını sürdürmek


Tuğba Ekinci

Tuğba Ekinci

 

Hakkında o kadar çok şey yazılıp çizildi ki sanırım kullanılan tüm cümleler asla tam olarak O’nu açıklamaya yetmeyecek.

Bu sene sadece birinci senesini doldurdu. Geçen bir sene içinde o kadar çok şeyi değiştirdi ki. Sessiz, sedasız yerlerinde duran ağaçlar birden herkesin çığlığı oluverdiler bir senedir. Kökleri gibi sağlam bir bütünlük oluşturuverdiler.

Ağaçların da ruhları olduğuna inananlardan mısınız bilemiyorum ama ben öyleyim. Bence olan biten her şeyden fazlasıyla haberdarlar. Haberdar olmasalar, altlarında geçirdiğimiz o şen günleri, acısıyla, tatlısıyla, bizi o kadar rahat ettirmezlerdi. Ulu ağacın, yok edilmesin diye gövdesine tutunup, sarılıp, ondan ayrılmasını isteyenler tarafından bacağı kırılan gençten haberdar olduğuna eminim ben. O genç,  nasıl ki o ağacı hissedip sarılmıştı gövdesine, ağaç da ondan haberdardı, olmalıydı. Gölgelerinde kitap okuyan insanların ne okuduklarından da haberdardı. Sabaha karşı bir gece baskınıyla, kaldıkları çadırları yakmaya gelenlerin kötü ve karanlık ruhlarından da haberdardı ağaçlar. Haberdar olmakla kalmayıp, o sabah olanları herkese, tüm şehre ve hatta tüm ülkeye haber edenler de o ulu ağaçlardı.

Kırmızılı KadınAğaçların olan bitenden habersiz bir şekilde orada durduğunu zannedenler elbette bunu anlayamadılar, anlayamazlardı da ve anlayamayacaklar. Oysa bir parktaki insanları tüm ülke anlamıştı. Kendilerini yok etmeye gelenleri fark eden ağaçlar, rüzgarların yardımıyla tüm ülkeye fısıldamışlardı dertlerini. Sadece kendi dertlerini değil bizim dertlerimizi de. Tüm o fısıltılar artık bir haykırış olmuştu ve bu haykırış haklı bir haykırıştı. İçinde kötülük barındırmayan haklı bir haykırış. Hakka inanan insanlar ancak bu haykırışı anladılar genci ile, yaşlısı ile.

Haktan uzaklaşmış insanlar ise bu haykırışı duymazdan gelmeye çalıştılar, bastırmak için ise ellerinden geleni yaptılar. O kadar vahşiceydi ki yaptıkları, ancak vahşilikten uzak olanlar karşı durabildiler. Ağaçlar uğruna başlayan özgürlük ve hak arayışı uğruna, gencecik fidanlar feda edildi. Feda dememiz ancak o gençlerin büyüklüğünü anlatmak içindir. Ağaçları katletmek isteyenler için, onları korumak uğruna uğraşan gençler de katledilebilirdi elbette! Öyle de oldu, herkesin gözleri önünde gençleri katlettiler ve katilleri ile yaşamaya bizi mahkum ettiler. Ağaçlar değildi amacınız dediler ve evet haklıydılar. Ağaçlar hakkını ve özgürlüğünü arayan insanlar için sadece bir temeldi ve o temel o kadar sağlam oldu ki, onların iş makinaları da, dozerleri de yerinden sökemedi bu temeli. Kızgındılar, haklı oluşumuza ölesiye kızgın ve öyle oldukları için öldürdüler. Kendilerini yüce sananlar aslında hiçbir zaman bir ağaç kadar yüce olamayacaklarını gördüğümüz için bizlere tüm öfkelerini kustular.

gezi-park-kitap-okuma-E4DF-A081-A7C8Öldüremediklerini yaraladılar, gözlerinden ettiler, kör ettiler. Doğruyu gören sadece gözlerimiz sandıkları için kör ettiler! Hala da öyle sanıyorlar ve asla bu zanlarını düzeltemeyecekler çünkü asıl kör olanlar onlar. Kulakları, gözleri, kalpleri doğruyu anlamak için o kadar kapalı ve mühürlü ki tıpkı her seferinde bize hatırlattıkları dinlerinin söylediği gibi, bu yüzden anlayamazlar. Bunu onlara hatırlatanın biz olmamızdan ayrıca rahatsızlar çünkü bizler onların gözünde sadece çapulcu idik.

Şaşırdılar bu kadar birlik oluşumuza. Kendilerinden sandıkları insanları da o ağaçlar altında, meydanlarda gördüklerinde. Türlü türlü yalanlar uydurdular, ama gerçek o kadar doğruydu ki ve yalancının mumu yatsıya kadar yanıyordu sonrası ise hep karanlıktı onlar için ve onlar hala o karanlıktalar. Tüm ışığımızı kesip bizleri de karanlıkta bırakmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Meydanları, kendi insanımızı, polislerini, medyayı ve daha nicesini kullandılar ve kullanıyorlar. Askeri vesayeti bitirdiğini söyleyenler şimdi devleti polis devleti haline getiriyorlar. Meydanları halka değil polise bırakıyorlar. Kendi verdikleri sözleri çoktan unuttukları için tek bildikleri bizlere de bildiğimiz her şeyi unutturmak. Birliğimizi gördükleri için, yalanlarla yaptıkları her iş ile bizi birbirimizden ayırmaya çalışıyorlar. Bunu yapabilmek adına meydanlarda öldürdükleri çocukları ve annelerini bile yuhalatıyorlar.

Edebi edepsizden öğrenmek tabirini en derin ve sarsıcı bir şekilde yaşıyoruz son birkaç senedir. Bizleri edepsiz sayanların tarafından edebi öğreniyoruz dehşete kapılmış bir şekilde. Suni korkular üretip, o korkuları körükledikçe bizim sineceğimizi sanıyorlar. Halbuki bu numaralarının çok eski olduğunu, devletin yegane kozu olduğunu bizler biliyoruz. Bizi o kadar çok korkutacaklar ki bizde güvenilir liman olarak onları bileceğiz.

Peki sahiden öyle mi oluyor yoksa? İşte bizim asıl sormamız ve cevabını almamız gereken soru budur. Küçükken anne ve babamın yol tarifi için bile olsa polise yaklaşmamı tembihlemesini bugünlerde çok daha iyi anlıyorum ve evet aslında onlar sığınılacak güvenilir bir liman değil. Biz bunu herkese anlatmakla yükümlüyüz. Herkes elinden geldiğince her mecrada bunu anlatmalı. Bir çocuğun dövülerek öldürüldüğü bir devleti ve polisini, onları desteklemenin normal olmadığını vicdanlara anlatmalı, öğretmeli.

gezi-parki1Öğretmek zor ve sabır gerektiren bir iş ve bunu başarmak için özellikle medya başta olmak üzere pek çok desteğe ihtiyacımız olduğu da kesin. İşte bu noktada, nasıl ki ben bu yazı ile ve bu yazıyı basan gazete ile bunu bir nebze gerçekleştiriyorsam, sizler de bunları okuyarak destek oluyorsanız, aynı şekilde bulunduğu bölgelerde insanlar, gerekirse mesleklerini de kullanıp tüm bunları, olanı biteni anlatmalıdır. Bunun uzun bir süreç olduğu ve sabır gerektireceği kesin, hele de bizimki gibi ülkelerde. Daha evlerimizdeki aile yapısı içinde bile düzgün bir sistem olmadan, bireysel haklar korunmadan yaşamaya devam ederken, başımızdaki insanların bize tıpkı sert ve haksız bir baba gibi davranması elbette ve maalesef ki çoğu insanımız için doğru olduğundan çoğu şey düzelememekte.

İşte tam da bu noktada bireysel olarak farkındalık ve ardından her farkında olan bireyin bir başka kişiye farkındalık kazandırması ile pek çok şey değişebilir. Bunu asla küçümsememeliyiz. Tüm bu farkındalıkta, en nihayetinde bireysel kalmayıp doğru bir şekilde örgütlenirse, işte o zaman pek çok şey daha hızlı bir şekilde değişecektir. Bunlar hiçbirimizin bilmediği şeyler değilse, o vakit bilgi eyleme dönüştürülmelidir. Eylem içerisinde olabilmek umudu ve isteği ile.

Yorum Girin