Futbolun ‘tüp’le imtihanı


Deniz Doğruer

IMG_4860Malum 3 Temmuz sürecinde mizah sitesi Zaytung’da şöyle bir haber yayınlanmıştı: “UEFA, Yıldırım Demirören’in TFF başkanı seçilmesi halinde, Türkiye’ye yönelik başka bir yaptırıma gerek kalmayabileceğini açıkladı…”

Çünkü UEFA da biliyordu ki (!) nasıl bir yaptırım uygularsa uygulasın; Türk futboluna daha büyük bir zarar vermesi mümkün değildi.

Nitekim öyle oldu: Yıldırım Demirören hiçbirimizi hayal kırıklığına uğratmadı ve geldiği günden beri ‘bu aşkın’ katili oldu.

PFDK’nın, MHK’nın, Tahkim Kurulu’nun acınası halini, ülkenin tüm statlarından yükselen “Yeter Yıldırım Demirören” çığlıklarını, yönettiği ligin şampiyonunun kupasını bile vermekten aciz oluşunu, A Milli Takım’ın içler acısı halini bir kenara bırakıyorum.

Demirören’in yeni projesi: Yabancı sınırlaması. Gerekçe ise Türk futbolunu büyütmek!

Evet, kaliteli yerli futbolcu sayımız az. Evet, A Milli Takım Süper Lig kalitesinin altında sonuçlar alıyor. Evet, futbolun bu kadar önemsendiği bir ülkede futbolun gelişimine yeterli bütçe ayrılmıyor. Hepsine tamam.

Peki çözüm yabancı sınırlaması mı? Hiç sanmıyorum.

Nedenini açıklayalım.

Teşbih biraz yersiz gibi görünebilir ama eğer bir bataklığınız varsa onu kurutmadan sinekleri öldürmenin hiçbir anlamı yoktur. Yani kaliteli yerli oyuncu yetiştirilmeden hali hazırdaki yerli oyuncularla yabancı sınırlamasına giderek futbolun sorunlarını çözemezsiniz.

Kaliteli yerli futbolcu yetiştirmenin yolu; güçlü bir kulüp yapısı kurmak, futbolu büyütmektir.

Futbolu büyütmek istiyorsanız, futbolun beşiği Avrupa’da başarılı olmak zorundasınız. Avrupa’da çok büyük, köklü, Avrupa tecrübesi olan kulüplerle baş etmek zorundasınız.

Bunun yolu ise çok basit: En iyinin en iyisi futbolcularla çalışmanız gerekiyor. Türkiye’deki iyi yerli futbolcuların hepsi zaten Avrupa’da başarılı olmayı hedefleyen büyük kulüplerde oynuyorlar. Daha orta halli kulüplerde oynayanlar da büyük kulüplere ya transfer oluyor ya da olacaklar. Sanki ortada çok iyi yerli oyuncular var da, kulüpler manyak, “Hayır efendim, ben illa ki yabancı oyuncu alacağım” diyorlar. Bu kulüpler ruh hastası mı, alt yapıdan neredeyse bedavaya oyuncu yetiştirebilecekken gidip onlarca milyon Euro’yu yabancı transferlerine harcıyorlar?

Hayır değiller, elimizdeki ‘malzeme’ bu. Mecburuz.

Teknik direktörler ellerindeki ‘malzeme’yi değerlendiriyor, yerli ve yabancı futbolcu topluluğundan en ideal kadroyu kurmaya çalışıyor, hem Süper Lig’de hem de Avrupa kupalarında.

Burada bir parantez açıp izninizle “Avrupa kupalarında yabancı sınırlaması yok, isteyen takım istediği kadar yabancı oyuncuyu oynatabilir” diyenlerin ağzına lahmacun küreğiyle vurmak istiyorum.

İyi de güzel kardeşim, Avrupa’da başarılı olabilmek için birbiriyle oynamaya alışkın oyuncuları oynatmanız lazım. Avrupa’da top koşturan takımlar doğaldır ki, CL ya da EL maçlarına ideal 11’leriyle çıkıyor. Hangi teknik direktör sakatlık ya da ceza durumu nedeniyle mecbur kalmadığı sürece bütün sezon oynatmadığı futbolcuyu Avrupa kupalarında oynatır?

Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’nde başarılı bir sezon geçirmiş ideal 11’ine bakalım: Muslera – Dany – Semih – Eboue – Riera – Hamit – Selçuk – Melo – Sneijder – Drogba – Burak. 7 yabancı 4 yerli. Siz bunu 5’e indirmek istiyorsunuz.

TFF takımlara dünya yıldızlarının boy gösterdiği bir arenada henüz o tecrübeye ulaşmamış ya da ortalama oyuncularla mücadele etmesini söylüyor. Üstelik bu takımların hiçbirinin oynadığı ulusal liglerde böyle bir sınırlama söz konusu değil. Zaten dezavantajlı olduğumuz bir alanda bir de haksız rekabete üstelik kendi federasyonumuz tarafından maruz bırakılıyoruz.

Öte yandan yabancı transferinin bir artısı daha var. Takımların başarılı oyuncuları transfer etmesi de takımların bilinirliğini ve marka değerini yükselten bir unsur. Nuri Şahin’in dediği gibi, bir takım Sneijder ve Drogba gibi iki dünya yıldızını transfer ettiğinde Avrupa basınından Borussia Dortmund’un soyunma odasına kadar her yerde konuşulmaya başlıyor.Didier_Drogba_mparator_Fatih_Terim_ve_Wesley_Sneijder1

Peki çözüm ne? Çeşitli önlemler ve düzenlemelerle yerli oyuncu kalitesini yükseltebiliriz.

1- Her kulüp net gelirinin belli bir yüzdesini alt yapıya harcamak zorunda bırakılır.

2- Her kulüp kademeli olarak arttırılarak ilk 18’de ve ilk 11’de belli sayıda alt yapıdan yetişmiş oyuncu oynatmakla yükümlü olur.

3- Yaşı 32’den büyük futbolcuların Türkiye’ye transferine izin verilmez ya da çeşitli sınırlamalar getirilir.

Sıradan bir futbol sever olarak benim aklıma gelen çözümler her ne kadar zekasıyla bilinen bir insan olmasa da Demirören’in aklına gelmiyor olabilir mi? Mümkün değil. O zaman bu adamın derdi ne?

Hadi adını koyalım: Yıldırım Demirören Türk futbolunu bitirmekte kararlı. Bu adamın acilen durdurulması gerekiyor.

Twitter: Deniz Doğruer

Yorum Girin