Bovid Cumhuriyeti


bovid: Boynuzlugiller (Bovidae), gevişgetiren bir çift toynaklı familyası.

Yıllardır kimse yazmadı. O kadar yaygınlaşmış olmalı yani… Bu anomali toplumun içinde giderek büyüyen bir davranış bozukluğu olarak sürüp gidiyor: (çoğunlukla) erkek hümanoidlerin istisnasız bir Akdeniz ve latin geleneği olan karşılaşınca öpüşmek yerine, bovidae yani boynuzluğiller örneği kafalarının üst köşelerini birbirine amansızca tokuşturmaları.

Bazı kaynaklar alışkanlığın geçmişini 1940’lara dayıyor. Mehmet Gül’ü dinleyecek olursak:

… Malumunuz 1940’lar ülkücü harekete yönelik işkenceler had safhaya çıkmıştı… Zindanlarda işkence gören ülküdaşlarımızın yanakları soyulmuş, çıktıkları vakit yanaklarına dokunulmaz bir halde idi… Bu nedenle ancak kafa tokuşturma ile selam aldılar, selam verdiler…”

Bu alışkanlıktan solcular sanırım o zamanlar zindanlarda hiç işkence görmemeleri sayesinde yırtmışlar.

Daha ilginç fikirler de var konu üzerine:

Aslında Tarihsel olaylarla ilgili Türk Filmlerine dikkatli bakarsanız , bazı bölümlerinde de bu tür kafa kafaya tokuşturmayı görebilirsiniz.

Türkler Ergenekon’dan çıkarken çıkış yolunu gösteren Kurt’lar İnsan dostu olarak bilinirler. Bir nevi Türk’ün simgesi olarak kabul edilir. Kurtlar kendi aralarında birbirlerine hislerini geçirebilmek ve tanıyabilmek için şakak kısımlarını birbirlerine değdirirler. Bu onların bir yaşam biçimidir.

Ergenekondan kurtulmanın sevinci ile İnsanoğlu’da bu dönemlerde birbirleri ile şakaklarını tokuşturarak selamlaşmaya başlamışlar. Osmanlı döneminde de çok sık kullanılan bu selamlaşma şekli zamanla Batılılaşma yolunda gitgide azalmıştır.

1944 Yılında Nihal Atsız’ın Türk’çülük hareketi alevlenen bu hareket tekrar başlamış ve günümüze dek gelmiştir.

Doğrudur çoğunlukla Ülkücüler arasında kullanılan bu selamlaşma şekli , yanak yanağa öpüşmek istemeyenlerin de tercihi olmuştur.

Orta Asya Türk Ülkelerinde de kullanılır.” (Mustafa Kumbar)(*)

Sanırım yaşadığımız günlerde de “Ergenekon’dan kurtulmanın sevinci ile” siyasi oryantasyonunu  benim bile anlamadığım insanlar kafalarını giderek daha çok tokuşturmakta.

Aslında iki yönden irdelenebilir bu ‘alternatif’ selamlaşma;

1. Anadolu insanının hiç anlamadığı, hep arkasını döndüğü denize; Akdeniz’e bir tepkisi olarak düşünülebilir yeterince iyi niyetliysek.

2. Ya da, insanımızın homofobik çığlığı olarak algılanabilir.

Ben pek iyi niyetli olmadığım için ikinci izahı benimsiyorum.

Bir trol gibi yaklaşıldığında ise şu analiz de mümkün:

bence mhp’lilerin insanlığa en önemli (büyük ihtimalle tek) katkısı. özellikle erkekler arası selamlaşmada, yanak yanağa veya dudakla yanaktan öpüşmeye göre daha hijyenik (ıslak dudaklar, terli yüzlerden ırak); el sıkışmaya göre daha samimi. bir gün ülkücülük ve mhp (yani bu hareketin ideolojik anlamı) ortadan kalkarsa bunun türkiye ve dünyada gelenek haline gelmesi için kampanya yaparım, o derece. hatta bu ideolojik anlamı yıkmak için şu andan itibaren, tkp’liler, halkevliler, emepliler, ödpciler, islamcılar, hatta kürtçü elemanlar bile kafa tokuşturmalı, bu ileri düzey selamlaşma şekli mhplilerin tekelinden kurtarılmalı ve tüm insanlığa armağan edilmelidir.” (Ekşi Sözlük)

Yıllar önce kaskları yüzünden birbirlerine kutlama amacıyla kafa, kasklarına şaplak atan Amerikan futbolcularını gördüğümde içine girdiğim hissiyat, bu kafa tokuşturan kesime aynı acıma dolu hislerle bakmama vesile oluyor. Bir kısmı zihnimde “heil Hitler” diye bağırıp Nazi selamı çekmiş gibi canlanırken, geri kalanı da tene, yakınlığa, en insani davranışlara tahammül edemeyen büyük çoğunluğu temsil ediyor.

Tümünü en tepesinden ise onulmaz homofobi, öteki düşmanlığı ve kökleri çocuklukta atılan onulmaz nefretin cilası taçlandırıyor.

Bir makalenin mesajı olmalı değil mi? Ama bu makalenin mesajı, çözüm önerisi falan yok.

Tokuşturmayın kafalarınızı kardeşim demekten başka. Komik, garip ve aciz görünüyorsunuz. Hele madalya almış mareşal gibi gerilmiyor musunuz kafa tokuştururken…

Bovid Cumhuriyeti’nin geviş getiren boynuzlu kürklüleri gibisiniz kardeşim…

(*) Metindeki bazı Türkçe hataları düzeltilmiş, bazılarına ise dokunulmaya kıyılamamıştır. Akıl ve mantık hataları parçanın özünü oluşturduğundan aynen korunmuştur.

Yorum Girin