Pazar Pazar: “Hayat Devam Ediyor”


Ne zaman başladığını bugün genç olanlar hatırlamıyor bile.
Türkiye’nin son otuz değil, kırk yılını güvenlik sorunları belirledi.
Önce anarşi dendi, sonra terör, sık sık da operasyon.
Sorun aslında her zaman güvenlikti. Bir vesileyle özgürlüklerin kısıtlanması, verilmesi, kısıtlanması, verilmesi; ama illa ki, daima kaybedilen hayatlar, yitip giden gençlikler

2012, böyle geçen ilk yıl değil, sadece yeni bir zirve; bu şiddet ortamında yaşanan.
İki hatta üç jenerasyonun yaşamı, şiddet anılarıyla dolu Türkiye’de.

Ama 2012, geçen yılın son gecelerinden birinde, Uludere’de 34 genç ve çocuğun katliyle lanetlendi.

30 Mayıs’ta Çayan Birben adlı astım hastası genç, biber gazı yüzünden hayatını kaybetti.
19 Haziran’da Dağlıca’da 8 asker öldü.
22 Haziran’da Suriye açıklarında askeri bir Türk jeti, hala bilinmeyen bir nedenden Suriye hava sahasında düşürüldü, 2 pilot öldü.
Adana’da başına gaz bombası isabet eden 11 yaşındaki Mazlum Akay 6 gün boyunca verdiği yaşam mücadelesini 4 Ağustos’ta kaybetti.
Hakkari Geçimli, Üzümlü ve Karataş karakollarına yapılan saldırılar sonucu 8 asker daha öldü. Tarihler 5 Ağustos’u gösteriyordu.
9 Ağustos’ta İzmir’in Foça ilçesinde askeri sevise yapılan bombalı saldırıda 2 asker hayatını kaybetti.
21 Ağustos’ta Gaziantep’te bomba yüklü araçla yapılan saldırıda 10 kişi yaşamını yitirdi. 60’tan fazla insan yaralandı. Aradan bunca süre geçmesine karşın olayın failleri bilinmiyor.
Şırnak, Beytüşşebap 3 Eylül’de yaşanan saldırı sonucunda 10 askerin ölümüne tanıklık etti.
Ve bu hafta Afyon’da cephanelikte gerçekleşen patlamada 25 asker hayatını kaybetti. Basının yanına bile yaklaştırılmadığı garnizona yaptığı ziyaretten sonra Genelkurmay Başkanı buyurdu: “herşey apaçık ortada.”

Tüm bu olayların yanısıra 23 Temmuz’dan bu yana Şemdinli’de yerel iç savaş koşulları hakim. Ülkenin bütünü sürekli bir şiddet tehdidi altında.

2012’de ise bu tehdit giderek çoğalıyor.

Ölüm ve şiddet gündemimizi birkaç gün meşgul ediyor, bir sonraki eyleme kadar unutuluyor

Ve bugün 9 Eylül. Bugün kendi sivil halkını denize dökmekten duyulan gururla yaşamına başlayan “Cumhuriyet” yine kendi vatandaşlarını öldürerek “büyüyor.”

Evet, hayat devam etmeli. Hayat mutsuzluklar üzerinden yaşanmıyor.
Fakat hayatın devam etmesi, başımızı kuma gömmeyi de gerektirmemeli.
Devam eden hayat çözüm üretebilmeli.
Türkiye elindeki sorunları masaya yatırmak ve tüm tarafların üzerinde anlaşabileceği bir mutabakata ulaşmak zorundadır.

Bu da sadece kendi varlık biçimini, geleneklerini, yani sistemini sorgulamakla başlayabilir. Daha azı bu noktadan sonra sadece acıların ve kısır döngünün tekrarından ibaret kalacaktır.

1 Yorum

  1. Şeyler says:

    Haftalar geçiyor, hayat devam ediyor ama değişen ne var?

Yorum Girin