Öğrencilerden süt darbesi!


Ece Temelkuran

 

“Duyduk ki bozuk süt ihalesini alan sizmişsiniz, o bölgede dağıtan da sizmişsiniz. Oğrayaım da bu “sütü bozuklar” kimmiş bir görelim dedik. Yok yanlış anlamayın, tek suçlu siz değilsiniz, sizin gibilerin “badem bıyığına ve hacı yağı kokusuna bakarak ihaleleri “peşkeş” çektirenlerdir asıl suçlu.

Sütü bozuk insanların iktidar olduğu bir ülkede sütlerin bozuk olması normaldir.

Kaçacak yeriniz yok. Çünkü artık Redhack var!

Not: Aslında sizi hack’lemedik, ‘psikolojik’ olarak öyle görüyorsunuz.”

 

Bu ibare birkaç gün önce Türkiye’deki üç büyük süt üreticilerinin web sitelerinde belirdi. Redhack adlı anonim, iktidar karşıtı hacker grubu, bu firmaların sitelerini ele geçirdikten sonra grubun hatıra resmi ile birlikte bu alaycı notu bıraktı. Resimde tümü “V for Vendetta” filminde kullanılan maskelerle gülümsüyorlardı. Olay daha sonra sosyal medyada bazılarının grubu “Türk Robin Hood’ları” sözleriyle övmelerine neden oldu. Robin Hood yaftası birkaç süt üreticisinin web sitesine giren bir grup için abartılı bulunabilir, ayrıca bıraktıkları mesaj da Türkiye’de son günlerde yaşananları bilmeyenler için çok net değil. İşte bu yaşananların öyküsü:

 

Üç gün önce “okul süt projesi”nin ilk günüydü. Planlanan okullarda milyonlarca öğrenciye ücretsiz süt dağıtmaktı. Herşey çok güzel başladı. Küçük süt kartoncukları dağıtımın ilk saatlerinde hükümetin gurur vesilesi oldu. Daha sonra 12 ilden haberler gelmeye başladı. Saatler ilerledikçe haber merkezleri bu illerden gelen ve giderek sayısı artan gıda zehirlenmesi haberleriyle bloke oldular. Gazeteciler kötü haberleri teyit etmek amacıyla yetkililelri aradıklarında valiler çok ilginç bir savunmayla çıktılar mikrofonların karşısına: “Çocuklar zehirlenmedi. Bütün olay psikolojik!” Bu söylem Redhack’e siteleri “psikolojik” olarak çökertmesi konusunda ilham kaynağı oldu. Valilerin resmi açıklamaları doğal olarak sosyal medyada kara mizah konusu oldu, küfürler gitti geldi… Günün sonunda 1193 öğrenci hastanelerde gözetim altındaydı.

 

Bir sonraki gün medya çok haklı nedenlerle, öğrencilerin psikolojisi dışında, en azından sağlık durumlarının açıklandığı sağlam bilgi beklentisi içindeydi. Ama hükümet sözcüsü Bülent Arınç podyuma basını daha da şoke edecek sözlerle çıktı: “Bu zehirlenme değildir. Süt çocuklara fazla gelmiş olabilir. Bazı hallerde ilk kez süt içildiğinde bu gibi durumlar gözlenebilir.” Sadece üç cümleden oluşmasına karşın bu beyanat yeni bir dizi kara mizah örneği, ve çok haklı bir isyanla sonuçlandı. Bu sözleri duyanların birçoğu resmi bir ağızdan çocukların “fazla dozda” süt almış olduğunu işitmeye mi yoksa Türkiye’de binlerce çocuğun sütle ilk kez ilkokulda tanıştığının itiraf edilmesine mi şaşıracaklarını bilemediler. Diğer ilgili bakanlarda da benzeri açıklamalar birbirini takip etti. Bazı yetkililer “çocukların çok aç” olduğunu bile bu zehirlenmelerin bir nedeni olarak öne sürdüler. Olanlara tepkiler sosyal medyada – doğal olarak anaakım medyada değil- ifade edilmeye başlanınca yetkililer bu büyük projeye gösterilen haksız tepkileri hemen protesto ettiler. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker “bütün provokasyonlara karşın” okul süt projesinin süreceğini açıkladı. Bu beyanattan sonra sosyal medyada hükümetin “kendilerini ciddi bir şekilde zehirleyerek hükümete karşı komplo kurdukları için” çocukları sorgulayabileceği konuşuluyordu. Bazıları daha da ileri giderek, sütlerde bir sorun olmadığını, sorunun çocuklarda olduğunu ve onların test edilmesi gerektiğini bile söyledi.

 

Ertesi gün, süt dağıtım projesinin ikinci gününde bütün bu tepkilerin ardından daha dikkatli olunması beklenirdi. Ama böyle olmadı. Sabah saatlerinden itibaren yine haberler birbirini kovalamaya başladı. Yine yüzlerce çocuk hastanelere başvurmuştu. Sosyal medyadaki en alaycı yazarlar bile inanılması zor bu manzara karşısında dilsiz kesilmişti.

 

Hükümetin yol açtığı bu durumun bilerek yapıldığını söylemek insafsızca ve partizan bir tutum olur. Ama dağıtımın ikinci gününde Hürriyet şöşe yazarı Yalçın Doğan’ın yazdıklarından öğrendik ki mecliste hükümet hakkında CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu tarafından yakın tarihte okul sütlerine ve üretici şirketlere uygulanan standartlar konusunda bir soru önergesi verilmiş. Tabii bu önergeye ne o zaman ne de şimdi bir yanıt dahi verilmemiş. Sütleri üretilen şirketlerden de henüz bir açıklama gelmiş değil.

 

Geçtiğimiz Şubat ayında partisinin gençlik kollarına hitaben Başbakan Erdoğan çok heyecanlı bir konuşma yapmıştı. Bu konuşmanın bir cümlesi özellikle akıllarda kaldı: “Dinine bağlı bir gençlik istiyorum! Kinine bağlı bir gençlik istiyorum!” Ama kinine bağlı gençler sadece onun gençliği olmayabilir bu gidişle. Hastaneye kaldırılan çocuklar zaten “fazla doz” almış olduklarından ve malum psikolojik sorunlarla boğuştuklarından büyüdüklerinde ne yapacaklarını tahmin etmek pek mümkün değil.

1 Yorum

  1. sema kaya says:

    Bu yazı herzamanki gibi duygu ve düşüncelerimin ifadesi olmuştur .Ellerine sağlık.

Yorum Girin