Acıklı ama komik


Ece Temelkuran

Yangın çıkmıştır, yangının sebepleri şu anda çıkmış olan yangını geri getirecek değildir. Yanan ağaçlar orada kaybolan canları geri getirecek değil.. Sebebi bellidir. üç beş tane sebebi vardır. Yani yangın ya ateşle çıkar, ya bombayla çıkar ya roketle çıkar ya benzinle çıkar. Çıkar yani netice itibariyle yanmıştır, yakılmıştır. Yani sebebini araştırmak, sebebini söylemek bir şey ifade etmiyor şu anda.”

İşte Türkiye’nin İçişleri Bakanı! Evet, hep böyle şeyler söylüyor, biliyoruz. Yukarıdaki beyanatı 20 Eylül 2011’de Ankara’nın merkezinde patlayan bir bombanın ardından vermişti. Türkiye’de yayınlanan birçok haber sitesine göre yukarıda alıntı yapılan sözler “en iyi” gaflarından biriydi, ama hatırlarda en yer edecek hangisi acaba?

Herkesin aklını başına alması gerekiyor. Bu ülke özgürlüklerin alabildiğince var olduğu ve doya doya yaşandığı bir ülke. O kadar ki özgürlükleri sonuna kadar yaşayıp bu ülkede hala özgürlük yok diyecek kadar özgürlüklerin yaşandığı bir ülke. Galiba bir eksiklik var. Var olan özgürlüklerin varlığını itiraf edecek kadar beyni aklı özgürlükten yoksun olan birtakım insanlar var. Bu gerçekle karşı karşıyayız“

Ama son sözleri İdris Naim Şahin’in en iyi gafları listesinin en üzerinde yer alacak. Büyük olasılıkla Türkiye onu “takla” sözcüğüyle hatırlayacak.

Bir süre önce Erzurum’da 5 TEDAŞ işçisi büyük ihtimal iş güvenliği yetersizliği sonucunda bir gölette boğularak öldü. İçişleri Bakanı incelemeleri denetlemek için olay yerini ziyaret etti. Erzurum’a vardığında kendine iş bulmak isteyen bir adam yaklaşarak:
“Sayın bakanım, sizi gördüğüm için çok mutluyum” dedi.
Şahin’in yanıtı kendine özgü “espri” anlayışını yansıtıyordu:
“Gerçekten mutlu olduğunu nereden bileceğim? Bir takla at veya danset de görelim!”
Adamcağız bunun üzerine bakanın alkışları eşliğinde oynamaya başladı. Beş işçinin ölümü ve “oynayan adam”ın umutsuzluğu karşısında bu “mutluluk dansı”ndan tek mutlu olan Şahinin kendisiydi. Ülkenin geri kalanı büyük bir utançla başını öteki tarafa çevirdi.

Bu son gösteriye kadar bakanın gafları sadece sinirli kahkahalara neden olmuştu. BDP üyesi Pervin Buldan’ın bakanın IQ testine tabi tutulması talebi de normal karşılandı. Çünkü “takla” olayının hemen ardından İdris Naim Şahin Meclis’te Kürt sorunu ile ilgili söz aldı. Bu konuda daha birkaç ay önce “etrafa bakıyorum, sonra tekrar bakıyorum ama bu Kürt sorununu bir türlü göremiyorum” demişti kendileri. Mecliste kürsüye çıkar çıkmaz PKK hakkında konuşmaya başladı ve PKK’nın BDP ve KCK ile iç içe olduğunu söyledi. Arkasından eline aldığı kesilmiş bir hayvan fotoğrafını milletvekillerine göstererek bunun bir domuz olduğunu iddia etti. Böylece dağlardaki PKK üyelerinin Müslüman olmadığını, sonuç olarak İslam düşmanı olduklarını iddia ediyordu. Sonra tüm Kürt siyasetçileri bu şemsiyenin altına sokarak: “Bu yapıda İslam inancı yoktur, yapının tek özü önce Müslüman olmamak, sonra hiçbir dine mensup olmamaktır, dinsizlik yapısıdır” dedi.

Şakacı Şahin artık İslam adına sürdürülen cadı avının liderliğine soyunuyordu. Daha önce Kürt muhalefete “biber gazı sağlığa zararlı değildir” buyurduğunda da komik değildi belki ama Kürtler aleyhinde nefret pompalamaya başlamıştı bile. Ayrıca meclisteki son konuşmasında hükümetin Kürt milletvekillerin telefonlarını dinlettiğini de itiraf edivermişti. BDP milletvekilleri bu konuda bir soruşturma talep etmişler ama diğer tüm partilerin itirazıyla karşılaşmışlardı. Sonuç olarak, Şahin’in domuz gösterisi kara komedinin bir örneği olarak tarihe yazıldı.

İçişleri Bakanı olduğu günden beri Türkiye onun gaflarına gülmeye çalıştı. Bunların ilki yüzbinlerce insanı kış koşullarında evsiz bırakan Van depreminden sonra gelmişti. Yardımlar zamanında ulaşmadığı için depremzedeler protestolara başlamış ve sonuçta plastik çadırlardan oluşan kentler kurulmuştu. Şahin bir çadır kenti gezerken koşulları alaya alarak “koskocaman sarayda oturuyorsunuz hiç gel dediğiniz yok” buyurmuştu.
Depremzedelerin bu “şaka”ya gülme çabaları acı verecek kadar unutulasıydı.

Bundan birkaç hafta sonra bu kez binlerce Kürt siyasetçi, gazeteci ve öğrenciyi içeride tutan siyasi davalar hakkında yorum yapmaya başladı:
“Özgürlük olmadığından şikayet edip duruyorsunuz. Hapisteyken bundan neden şikayet ediyorsunuz? Bu dışarda özgürlük var demektir.”

Kendine özgün mantığı, bu sözleri söylediğinde zaten yeterince ünlüydü. Çünkü bu sözlerden önce kamuoyuna “terör teorisi”ni açıklamış bulunuyordu. Kendi sözleriyle bu “terörün arka bahçesi teorisi” şöyle birşeydi:
“Yani terörü yazdıkları şiirlerle, yaptıkları resimlerle destekleyenler var. Bu terörün arka bahçesidir.”

İdris Naim Şahin, İçişleri Bakanı olarak bugün halkın güvenliğinden ve refahından sorumlu. Umarım onu tanımaktan mutlusunuzdur. Eğer öyleyse, size inanması için bir takla atmanız yeterli.

 

Bu yazı Ece Temelkuran’ın 20.Nisan.2012 tarihinde Al Akhbar’da İngilizce olarak yayınlanan yazısından Efe Moral tarafından tercüme edilmiştir. 

1 Yorum

  1. ayse says:

    Katılmadığım tek nokta takla olayını anlatırken “ülkenin geri kalanı büyük bir utançla başını öteki tarafa çevirdi.” demesi. Ülkenin geri kalanının hepsi başını falan çevirmedi. “Şaka yaptı” diye savunanlar, “bu samimiyetin bir göstergesi” diyenler, “bu adam bu ülkeye çok şey yaptı” gibi saçma sapan mantık yürütenler yani yine bu yapılanmayı kutsayıp toz kondurmayanlar çoğunlukta. Ülkenin geri kalanının hepsi başını falan çevirmediler. Dans eden adama alkış tuttular, daha iyi oynaması için teşvik ettiler, güldüler ve belki de “keşke bende olaydım, iyi döktürürdüm” dediler.
    Ülkenin az bir kısmı ise büyük bir utançla başını öteki tarafa çevirdi.

Yorum Girin