Sincan’dan Pozantı’ya çocuk ve gençlik ‘ceza evleri’


Ömür Çağdaş Ersoy*

Pozantı’da devlet gözetiminde tecavüze uğrayan TMK mağduru çocukların sevki üzerine televizyon ekranlarında gösterilen Sincan Çocuk ve Gençlik Cezaevi’nin, TV’de gösterilmeyen özelliklerinden bahsedeceğim.

Hopa davasından tutuklu bulunduğum sürenin ilk 2 ayında(4 Haziran-4 Ağustos) orada kaldım. Cezaevinin kapasitesi 300 kişi. Cezaevi iki kısımdan oluşuyor: 18 yaşından küçüklerin kaldığı çocuk koğuşları ve 18-21 yaş arasının kaldığı gençlik koğuşları. 9 adet odanın bulunduğu koğuşlarda ortalama 12-13 kişi kalıyor.(ki muhtemelen 200 kişi daha eklenince bu sayı daha da artacak) Tutukluların bir kısmı yerde yatmak zorunda kalıyor.

Cezaevine girer girmez onurunuzun kırılmasına dönük çalışılıyor. Soyundurularak aranıyorsunuz ve pis tecrit koğuşlarında bir müddet bekletildikten sonra saçlarınız kazınıyor. Benim gibi siyasi tutsaksanız, siz gitmeden koğuşunuza “terörist” geleceği haberi gardiyanlar aracılığı ile gidiyor.

Meslek edindirmeye dönük olduğu iddia edilen atölyeler, daha çok çocuk ve gençlerin hapishane yararına çalışmaları üzerine kurulu. Mesela, hapishanenin bakır atölyesinden bakır işlemesi satın almak için sipariş verildiği zaman gardiyanlar atölyeyi toplayıp saatlerce bakır işletiyor. Karşılığında her hangi bir ücret ödenmiyor. Hangi atölyede çalışacağınıza kendiniz karar veremiyorsunuz, buna gardiyanlar karar veriyor. Herhangi bir atölyeye katılmayı istemezseniz, gardiyanlar baskı kurarak katmaya çalışıyor. Gardiyanların içinde namuslu ve iyi niyetli olanlar olduğu gibi; acı çektirmekten hoşlanan sadistler de var. Ancak sorun, idarenin ikinci tip gardiyanlara gösterdiği müsamahada. Bireylerin öznel sorunlarından çok, “nasıl olsa suçlu, her şeyi hak ediyor” diyen aklın ürünü olarak maddi ve manevi eziyet hapishanelerin ayrılmaz bir parçası.

Sincan Çocuk ve Gençlik Cezaevi’nde “yumuşak oda” diye bir yer var mesela TV’de gösterilmeyen. İnfaz yasası gereği 18 yaşından küçüklere görüş yasağı, mektup yasağı vb. disiplin cezaları verilemediği için burada gardiyanlar kendi bildikleri yöntemle cezalandırıyor çocukları. Önce kaba dayak atıyor, sonra falakaya yatırıyor, plastik sopalarla dövüyor ve iz görünmesin diye suyla ıslatarak vücudun kabarmasını engelliyor. Soyundurulan “suçlu”, suyla ıslatıldıktan sonra soğuk havada cam açık şekilde kalmaya zorlanıyor. En ufak sorunda “yumuşak oda” tehdidi ile çocuklar zapt ediliyor. Bunu orada çalışan herkes, orada kalan herkes, orayı yöneten herkes, oradaki revirde bulunan doktorların tamamı biliyor.

Dini eğitim dışındaki hiçbir eğitim faaliyeti gerçek anlamıyla işlemiyor. Heyetler geldiği zaman gösterilmek üzere ortaya çıkan pek çok araç-gereç diğer zamanlarda kullanılamıyor. Basın mensupları hapishaneyi övmek için haber yapmaya geldiği zaman hızlıca çocuklar toplanıp mutlu fotoğraflar çektiriliyor. Basın gidince, her şey eski haline dönüyor.

Birer paket sigara karşılığında “şekli olan” kabadayı gençlerin işini gören gardiyanlar sayesinde parası olanların diğerleri üzerinde baskı kurduğu ve özel işlerinde kullandığı bir yer Sincan Çocuk ve Gençlik Cezaevi. Parası olmayan çocuklar için ise hapishane içinde hapishane yaşantısı demek.

Ben Sincan Çocuk ve Gençlik Cezaevi’ne gittiğimde henüz bir çocuk intihar etmişti(tecrit koğuşunda kendini asmıştı). Yan koğuşumda kalan bir çocuğa ise bir başka tutuklu tecavüz etmişti. Bunun gibi olaylar bolca yaşanıyor, yaşanmaya devam ediyor.

Muhakkak ki Pozantı’da yaşanan vahşetin ve alçaklığın yanında bunlar oldukça naif şeyler ancak, Pozantı’da olağanüstü bir durum olarak anlatılanların değişik dozları bütün çocuk cezaevlerinde yaşanıyor ve maalesef hemen hepsinde olağanlaşmış biçimde yaşanıyor. Herkesin bildiği ama konuşmadığı şeyler var içeride. Konuşmak isteyenlerin ise tehdit edildiği, daha fazla baskıya maruz kaldığı, şikayetlerinin engellendiği, dilekçelerinin yok edildiği bir dünya var içeride.

Bu ülke adaleti, çocuklarını duvarların içine hapsediyor ve o duvarların arkasında onlara eziyet ediyor. Bu ülkenin hapishaneleri, 12-13 yaşında vurula-kırıla, itile-kakıla büyümek zorunda kalmış çocuklar barındırıyor. Görmediğimiz, görmek istemediğimiz yerlerde, “neden taş attığını sorgulamadığımız”, “taş attı diye içeri attığımız” çocuklara zulmediliyor. Bir anlığına düşünün, kendi çocukluğunuzu düşünün, kendi 12 yaşınızı, 15 yaşınızı, 17 yaşınızı düşünün. Sonra da dövülen, küfredilen, falakaya yatırılan, tecavüze uğrayan ve tüm bunları yaşamaya “hala” devam eden çocukları düşünün. Onların yüzüne nasıl bakacağız?

Not : Bu arada belirtmemde fayda var Sincan Çocuk ve Gençlik Cezaevi, şu anda örnek gösterilen, en çok denetlenen ve en iyi durumdaki çocuk cezaevi. Varın gerisini siz düşünün..

* ODTÜ öğrencisi, Kolektif Yürütme Kurulu üyesi

www.kolektifler.net

Yorum Girin