Uludere Raporu: Travma ve iyileşme


Bu yazı gurubvakti bloğunda yayınlanmıştır. Bu linkten ulaşabilirsiniz.

Gurubvakti

28 Aralık 2011 tarihinden beri, kim hazırlayacak acaba diye beklediğim raporu okudum az önce: Türkiye Psikiyatri Derneği’nin Roboski (Ortasu) ve Bêjû (Gülyazı) Köylerinde Roboski Katliamı Sonrası Psikososyal Gereksinim Belirleme Raporu (Uludere Raporu).

Kapsamlı, detaylı ve her cümlesi dikkate alınması gereken bir rapor bu.

Uludere bombalamasından sağ kurtulan Servet Encü şöyle diyor:

Biz bundan sonra ne yaşayacağız. Bazen ben de ölseydim keşke diyorum.”

Servet Encü’nün sözleri raporda yer alan sayısız acı veren ama aynı zamanda bize çok şey anlatan ifadeden sadece bir tanesi…

34 insanın öldürüldüğü, 1’i yaralı 2 kişinin kurtulduğu katliamdan sonra, ya geride kalanlara ne oldu?

Biz, orada olmayanlar bu kadar acı çekiyorken,

Onlar ne hissediyor, ne yaşıyor ne istiyor?

Onlar için ne yapıldı?

Onlar için ne yapılmalı?

Raporda anlatılanları kısaca aktarayım.

Yakınlarını kaybedenler, doktorların devletten olduğu düşüncesiyle önce çekinmişler. Doktorlar, Türkiye Psikiyatri Derneği tarafından gönüllü-görevli geldiklerini söyleyince, köylüler bu ziyaretten memnun olduklarını ve şimdiye dek kimsenin ruhsal durumlarını sormadığını belirtmişler.

“Gazetecilerin, sivil toplum kuruluşlarından insanların geldiği ancak, köylülerin ruhsal durumunu soran, psikolojik destek adına çalışan bir kişi veya kurum olmadığı öğrenildi.

Hasip Kaplan başhekime telefon açtı. Psikiyatrist istedi. Ama kimse gelmedi.’ ”

Raporda,  Cizre Devlet Hastanesi’nde psikiyatri uzmanı olarak çalışan Dr. Seven Kaptan ile görüşüldüğü ve Roboski olayından sonra, İstanbul’dan bir psikotik hastanın geldiği, hezeyan içeriğinde Kürt olduğu anlaşılırsa zarar göreceğine dair korkuları olduğundan bahsettiği bilgisini okuyunca, hemen her aileden en az bir ferdini kaybedenlerin neler yaşadığını öngörüp, acil olarak doktor ekibi göndermeyenlere, bu rapor bir fırsat sunuyor. Umarım muhataplar bu raporda yazanları okuyunca bir aydınlanma yaşarlar.

Gerçi, Bêjû (Gülyazı) Köyü’nde sağlık ocağı olduğunu ama doktor ve hemşire olmadığını ya da Şırnak ve Cizre’de toplam iki psikiyatrist, Uludere’de ise hiç psikiyatrist bulunmadığını okuyunca, bölgenin mecburi hizmet bölgesi olduğu bilgisini de ekleyince, genel bakış “mantıklı” bir hal alıyor zaten.

Rapora dönelim.

Rapora göre, olayda olağan yas sürecini engelleyen, travmatik yas riskini arttıran faktörler:

  • İnsanların bedensel bütünlüğü bozulmuş, parçalanmış olması
  • Birçoğunun sevdiklerinin ölüsünü göremeyişi, veda edemeyişi
  • Adetlere uygun olarak defnedilememeleri, ölüm sonrası adetlerin uygulanamaması
  • Toplu mezarda olmaları
  • Acı çekerek ölmüş olmaları
  • Bazılarını yaralı iken kurtarılamaması
  • Aynı evden birden fazla kişinin ölmesi
  • Ölenlerin genç olması
  • Ölüsü olan bazı evlerde yaşayan diğer gençlerin de kaymakama saldırı nedeniyle
  • tutuklu olması
  • İnsanların tutuklanmaktan korkması
  • Saldırının ve ölümün anlamlandırılamaması
  • Haksızlık ve katledilme duygusu
  • Tüm bunlar öfkeye neden oluyor, öfke ve hak arama çabası yası engelliyor

Rapora göre travma sonrası stres tepkileri:

  • Gece sık uyanma, gece uyumakta zorluk,
  • İrkilme,
  • Güvensizlik,
  • Korku ve kaçınma; Çocuklar okula gitmek istemiyor, asker görünce saklanıyorlar, kabus gördükleri için uyumak istemiyorlar, yalnız kalamıyorlar, karanlıkta kalamıyorlar, uçak sesi duyunca korkuyorlar. Çocuklar uçak sesi duyunca saklanıyor,
  • İsteksizlik, keyifsizlik, zevk alamama,
  • İştahsızlık,
  • Boşluk ve boşunalık duygusu,
  • Yaşamın anlamsız gelmesi,
  • Yabancılaşma, insanların kendilerini anlamadığını hissetme,
  • İnsanlardan uzaklaşma,
  • Kaygı ve güvensizlik: “Bundan sonra daha beter olacak her şey, çocuklarımız hapsedilecek, konuşursak terörist diye suçlanacağız, yavrularımızın hesabı sorulmayacak.
  • Askere ve hükümete güvenmeme,
  • Çaresizlik,
  • Değersiz hissetme,
  • Nefret ve öfke: Suçluların bulunmamasına, kaymakam olayından sonra
  • tutuklanmalara, devletten kimsenin hatır sormadığına, yeşil kartların iptal
  • edilmesine, tazminat ödenmek istenmesine, özür dilenmemesine, adaletsizliğe.
  • Suçluluk duygusu; “Biz niye yaşıyoruz ki gençler ölmüşken, yaşıyoruz da bir şey de yapamıyoruz, elimizden ne gelir ki”
  • Utanç; “Ticaretten söz etmeye utanıyoruz, ölen aileler yanında kalbi kırılacak diye insanlar katırlarını şehit ailelerinden saklıyor”

Türkiye Psikiyatri Derneği’nin hazırladığı raporda yer alan değerlendirme ve önerilerden kısa alıntılar:

  • “Bölgede öncelikli çalışmanın yas çalışması olması gerektiği düşünüldü.”
  • “Olayın şiddetinin büyüklüğü, içeriğinin ağırlığı ve adaletin sağlanamamış olmasının getirdiği öfke nedeniyle kişiler sağlıklı bir yas sürecini yaşayamıyorlardı.”
  • “Halk içine kapanmış ve öncelikli istekleri adaletin yerini bulmasıdır. Adalet sağlanmadığı sürece yasın tamamlanması zor görünmektedir.”
  • “İnsanları retravmatize etmeden, travmatik öykülerini anlamlı bir bağlama yerleştirerek ve yalnız ve çaresiz olmadıklarına vurgu yapan bir sağaltım süreci izleyerek yas tutmalarına yardımcı olunabilir.”
  • “Gönüllü çalışabilecek ekiplerle (sosyal hizmet uzmanı, psikolojik danışman ve rehber, psikolog, çocuk psikiyatristi) bölgede yas çalışması yapılabilir. Bu konuda APHB (Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği) ile birlikte bir eylem planı hazırlanabilir. Ancak olayın oluş biçimi ve yeri, görüşme yapılan kişilerin açıkça ifade ettikleri ciddi güvensizlik dikkate alınarak, gidecek ekipte yer alacak kişilerin özenli olmasını gerektirmektedir.”
  • “Bu olayla ilgili olarak Sağlık Bakanlığı’na ivedi olarak psikososyal eylem planı sunulması gerekebilir.”
  • “Bu olayda olduğu gibi toplumsal bir travmanın tamiri-iyileşmesi için, gerçeğin bilinmesi, adaletin sağlanması, olayın telafisinin sağlanması ve bedelinin ödenmesi ideal aşamalardır ki bundan sonra uzlaşma aşamasına geçilebilsin.”

Bu raporu ciddiye alıp, yetkililerin harekete geçmesini bekliyorum.

Bana göre, yakınlarını kaybedenlerin yaşadığı travmanın tamiri-iyileşmesi, hepimizin iyileşmesi anlamına geliyor.

Uludere için adalet sağlanmadıkça hiçbirimiz iyileşemeyiz.

Bu yazıyı buraya kadar okuduysanız, rica ediyorum raporun tamamını okuyun.

Çünkü raporda yer alan her cümle çok önemli.

Benim yaptığım alıntılar gerçek durumu tam yansıtamaz.

Lütfen okuyun.

Yorum Girin