Nuray Mert manifestosu


 

 
 

28 şubat sürecinde başörtüsüne, içlerinde AKP’nin bugünkü kurucularının da olduğu muhafazakar siyasilere, Erdoğan’ın hapse atılmasına ve yaşanan tüm anti demokratik sürece karşı duran demokrat Nuray Mert’in bugün hangi gerekçelerle işinden edilmek istendiğini tahmin edebiliyoruz.

Türkiye’yi ve özellikle gazeteciliği kuşatan bu baskı ortamına hizmet edenlerin de farkındayız. Demokrat kalem Nuray Mert’in her yazdığı ile aynı fikirde olmasak da yazma hakkının, okuyucularına rağmen alınmasını, “demokrat olmayan erk”e hizmet olarak görüyor ve kınıyoruz.

Belirsizlik olumsuzluktan daha kötüdür. Gazeteci Nuray Mert’in durumunun bir an önce açıklığa kavuşmasını istiyor ve bekliyoruz. İstiyoruz çünkü Nuray Mert’e el çektiriliyorsa bile bu zihniyete hizmet edenlerin en azından bari bunu açık açık yapacak kadar yürekli olduğunu görmek istiyoruz.

İnsanlara dahil oldukları spor kulüplerini nasıl felakete süreklediklerini, aynısını gazeteleri için de yapmamaları saptamasını yaparak tavsiyede bulunacak değiliz. Ancak Nuray Mert’in durumu gazetecilik “iş”inden çıkmıştır, bir susturma kampanyası, fikir özgürlüğünün kısıtlanması zincirinin son halkası olmak üzeredir. Ve bu “esnaf kafasını” aşan bir durumdur.

Medya’da son dönemde yaşanan işten çıkarmalar (Banu Güven, Ruşen Çakır, Ece Temelkuran), enterne edilenler (Ahmet Şık,Nedim Şener, ODATV kadrosu, Mustafa Balbay gibi) kuyruğuna eklenecek bir halka daha Türkiye’nin basın özgürlüğünde geldiği içler acısı noktayı daha kötüye götürmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Susturulanın Nuray Mert olmadığını susturulanın özgür basın, tek tip düşünmek ve görmek istemeyenlerin sesleri olduğunu düşünüyor ve Mert’in sesinin kısılmamasını talep ediyoruz.

MEDYATUTKUNU + ŞEYLER

Yorum Girin